Irving Stone‘un “The Agony and the Ecstasy” adlı kitabı, tam da alışkanlık haline gelmek üzereyken bitti. Kendimi ilginç bir şekilde boşlukta hissediyorum, ara ara yeri doldurulamayacak uzunca bir hardcover okumak insana gerçekten okuduğunu hissettiriyor. Özellikle kitapla aranızda başka hiçbir şeyin […]

Ragtime 1975 yılında yazıldı ve bu kitap sayesinde E.L. Doctorow bir romanın nasıl yazılabileceği hakkındaki düşüncelerinizi değiştirebilecek güce sahip olduğunu kanıtlıyor. Romanda, Houdini’den Henry Ford’a, Sigmund Freud’dan Emma Goldman’a kadar birçok ünlü isim ile karşılaşıyorsunuz. Hayali karakterler ile hayatlarının kesişmelerini ve […]

Banana Yoshimoto (asıl adı Mahoko Yoshimoto), oldukça ünlü çağdaş Japon yazarlarından biri. Banana ismini hem çok şirin bulduğundan hem de muz çiçeklerini çok sevdiğinden dolayı almış. İlham aldığı yazarlar arasında Stephen King (korku romanları dışındaki çalışmaları), Truman Capote ve Isaac […]

Ernesto Sabato, 24 Haziran 1991’de doğmuş ve 30 Nisan 2001’de aramızdan ayrılmış Arjantinli bir yazar. Latin Amerika boyunca edebiyat dünyasında oldukça etkisi olmuş ve birçok ödül almıştır. Yazarlığının yanı sıra resim de yapmıştır ve aynı zamanda bir fizikçidir. Ölümü üzerine El […]

Never Let Me Go Kazuo Ishiguro’nun  okuduğum ilk romanı. Bu kitabını o kadar çok insandan o kadar çok duydum ki okumadan olmayacak ve nasıl olsa minicik bir kitap diye almıştım zamanında. Aldıktan hemen sonra, üç dört gün içinde de bitmişti. Kitap boyunca […]

Şu yaşıma geldim (inanın çok olmasa da az da değil bence) bugüne kadar hiç Paul Auster okumamıştım. Birkaç gün önce nihayet önemli kitaplarından biri olan “Görünmeyen”i (ne yazık ki Türkçe çevirisini) okudum ve bu zamana kadar Paul Auster okumadığım için birazcık […]