Emma Northanger Manastırı‘ndan sonra Jane Austen’ın okuduğum ikinci kitabı oldu. Bu sene Jane Austen’ın en az iki kitabını daha okuyacağım ve hazır İngiltere’deyken Jane Austen’ın evini de ziyaret etmeye çalışacağım. Doyasıya İngiliz ve enfes bir yazar Jane Austen. İyi ki kitaplarını […]

Bir Zamanlar Londra’da bu senenin reading challenge‘ında yer alan ve en ve çok heyecanlandığım kitaplardan biriydi. Orijinal adı The Lambs of London olan kitap, Londra’da yaşayan Lamb ailesinin ve William Ireland’ın hayatlarından bir kesit sunuyor. Peter Ackroyd özellikle Londra tarihi […]

Jamaika’da Bir Fırtına okunması gerekenler listelerinin neredeyse her birinde sıkça geçen bir kitap olduğundan dikkatimi çekmişti. Yıllar yıllar önce Kadıköy’deki Alkım hala güzel günler yaşarken ve ben de orayı sık sık ziyaret ederken almıştım bu kitabı. İşin ilginci de kitabın […]

Manzaralı Bir oda E. M. Forster’ın Hindistan’a Bir Geçit‘ten sonra okuduğum ikinci kitabı oldu. Bu kitabı Hindistan’a Bir Geçit’ten daha çok seveceğim diye düşünmüştüm hep ancak tam tersi oldu. Manzaralı Bir Oda ne yazık ki çok severek okuduğum bir kitap […]

Karanlığın Yüreği’ni başından sonuna kadar metroda yolculuk yaparken okudum. İlk kısımlarını bir yolculukta ve son kısmını da ayrı bir yolculukta okuyup bitirdim. Kitabı ne zaman okusam hep şunu düşünüp durdum, “E tamam da, ne oluyor… Ben mi anlamıyorum? Bu Mr. Kurtz’la […]

Sanat ve Hayat Üzerine son zamanlarda okuduğum en iyi kurgu dışı kitaplardan biri oldu. John Ruskin’in bu kitapta yer alan bazı cümleleri sanırım ömrümün sonuna kadar benimle kalacak. Ve sanıyorum okuyan birçok kişi için de aynı durum söz konusu. A […]

Define Adası herkesin bir şekilde bir yerden duyduğu ve nedense “okudum galiba çocukken ya?” dediği klasiklerden biri. Ben de uzun zaman çocukken okudum mu okumadım mı, tekrar okusam mı diye düşündüm durdum. Ancak üzerinde fazla durmayıp okumak gerekiyormuş, onu anladım. […]

Kendine Ait Bir Oda Virginia Woolf’un okuduğum ilk kitabı oldu. İyi ki bu kitapla başladım Woolf okumaya; hem yazarı hem de kendimi tanımam açısından müthiş bir serüven oldu diyebilirim. Kadınları her zaman hor görenlerin “feminik!” diye kestirip atacağı bir yazar […]

The Wind in the Willows Kenneth Grahame’ın 1908 yılında yazdığı ve hala popülerliğinden hiçbir şey kaybetmemiş tatlı mı tatlı bir çocuk kitabı. Ancak siz çocuk kitabı dediğime bakmayın, bu klasik her yaştan insanın çok hoşuna gidecek! A photo posted by Elif […]

Kitaplık Kedisi Reading Challenge 2017 hazır! Bu sene hayatımdaki en büyük değişiklikten esinlenerek bir okuma projesi hazırlamak istedim. Eşim ve ben yeni yılın ilk ayı itibariyle artık Londra, İngiltere’de yaşayacağız. Ben de hem ülkeye daha hızlı adapte olmak, hem de […]