Islands of Abandonment İskoç yazar Cal Flyn’in 2021 yılında yazdığı ve The Baillie Gifford Prize for Non-Fiction Award başta olmak üzere birçok ödüle aday olan bir kitabı. Konusu itibariyle çok ilgimi çeken bu kitabı seveceğimi tahmin ediyordum ancak yazar beklentilerimden […]

Three Summers Yunan yazar Margarita Liberaki’nin en popüler romanı. Yaz aylarını özlediğim için bana yaz havasını yaşatacak bir roman okumak istedim ve özenle seçtim bu kitabı; iyi de etmişim. Atina kırsalında geçen bu hayli sevimli roman bana çiçek kokuları taşıdı […]

Days in the Caucasus uzun zamandır okumak istediğim anı kitaplarından biriydi. Nihayet okuduğumda Banine’nin neden bu denli popüler olduğunu anladım. Days in the Caucasus roman gibi okunan o tuhaf ve hayli çekici anı kitaplarından biri. Azerbaycan kökenli Fransız yazar, Azerbaycanlı milyoner Musa Nagiyev’in […]

Nehrin Dönemeci Miguel Sokağı‘ndan sonra V. S. Naipaul’un okuduğum ikinci kitabı oldu ve kesinlikle sonuncusu olacak. Son dönemde kitap ödülleriyle aram zaten hayli açılmışken Nobelli yazarın bu gayet sıradan ve ortalama kitabıyla kitap ödüllerine bambaşka gözlerle bakmaya başladım. Anlattıklarından, karakterlerinden […]

The Age of Light Whitney Scharer’in ilk kitabı. Genellikle yazarların ilk kitaplarını okumaktan çekinsem de bu kitabın Lee Miller ve Man Ray hakkında olduğunu okuduğumda önyargılarımı bir kenara atıp okuyayım dedim. Bu ikiliyle ilgili az çok bir şeyler biliyordum ve […]

Odd Girl Out İngiliz yazar Elizabeth Jane Howard’ın okuduğum ilk kitabı oldu ve açıkçası yazarı çok sevdim. Yazarın Cazalet Chronicles adlı beş kitaplık serisini bir arkadaşım bana hediye etmişti; şimdi seriyi zevkle okuyacağımı düşünüyorum ve fazlasıyla heyecanlıyım. Kitap kulübümün seçimi […]

Kanadalı yazar Mary Lawson’un okuduğum ilk kitabı oldu A Town Called Solace ve sanırım uzunca bir süre de böyle kalacak. Bunun sebebi Mary Lawson’un kötü bir kitap yazdığını düşünmem değil ancak keşfedilecek çok fazla iyi yazar var ve ne yazık […]

Fransız yazar Edouard Louis’in Babamı Kim Öldürdü adlı kitabını bir saatlik tren yolculuğunda daha gideceğim yere varmadan okudum. Hayli kısa olmasına rağmen insanı bir çırpıda sarıveren, güçlü bir anlatımı var Edouard Louis’in. Babasını ve babasından yola çıkarak ülkesi Fransa’yı ve […]

Bir Şey Olduğu Yok daha önce Fang Ailesi adlı kitabını okuduğum Kevin Wilson’un okuduğum ikinci kitabı oldu. Kitap kulübümün seçimi olan Bir Şey Olduğu Yok hakkında açık söylemem gerekirse hayli önyargılıydım çünkü Fang Ailesi’ni hiç sevmemiştim ve bu kitabın da […]

Yüzen Opera ve Yolun Sonu yıllar önce satın aldığım ancak bir türlü elimin gitmediği kitaplardan biriydi. Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitap listesinde olduğundan nasılsa bir gün okuyacağım diye konusuna bile bakmadan almıştım; ismi yeteri kadar çekici gelmişti açıkçası. Nihayet […]