Japon Edebiyatı ve Çin Yemeği

Japon kültürü ve edebiyatına merak salalı aslında çok uzun zaman olsa da, hayatın başıma kaktığı diğer uğraşlardan dolayı derinlemesine ve doyurucu bir araştırma evresine geçemedim hala ne yazık ki. Kitaplığımda okunmayı bekleyen Japonlar ile gözgöze gelip duruyoruz bu aralar, her şeyi bırap oku bizi artık dediklerini canlandırıyorum kafamda, ama Japoncasını, gülüyorum sonra tabii. Her kitap almaya gittiğimde umutsuzca Japon yazarların isimlerini telafuz etme uğraşına giriyorum, başarılı olsam da kitaplar yok. Somurtarak çıkarken bu istediğim kitapları barındırmayan kitapevlerinden, Amerika’ya yerleşme hayalleri kuruyorum. Yeni bir dil öğrenmeme gerek kalmadan istediğim her kitaba ulaşıp, Çin yemeği’nin alasını da yiyebilecek olma düşüncesi bana mutluluk veriyor. Sonra eve gidip, makarna yapıp, net üzerinde ne kadar Japon romanı varsa araştırıp akşamı buluyorum.Peh!
Bugün hava bir garip, Ankara’yı hatırlattı bana. Çayımı ve kitabımı alıp içine gömülebileceğim bir koltuk aradım ama burası İstanbul ve her yandan garip garip sesler geliyor. Okumak ne mümkün! İyi ses veren kulaklıklar, sakin şarkılar ve Japon bir yazar ile takılmak en iyisi olacak muhtemelen. Öncesinde de elbette, Çin Büfe‘den noodle yerken bir yandan da sevgiliyle The Big Bang Theory izlersem, keyfime keyif katacağım sanırım.
Murakami çekiyor canım yine, gerçeklik hayli can sıkıcı olmaya başladığında, gökyüzünde uçuşan balonlar görmüş gibi hissettiriyor insana.
Bu arada, Asya mutfağına merak salan var mı aranızda ya da bir kurs önerebilecek olan? Online tavsiyeler de çok yerinde ve şirin olabilir elbette.
Menüye dön