İlk kez Miles Davis dinlediğim akşamı hatırlıyorum da, bu zamana kadar müzik dinlememişim demiştim kendi kendime  (Chopin dışında elbette). Sürekli caz dinleyebilen bir insan olamadım hiç, keşke olabilseydim. Şimdiki gibi ara ara hatırlayıp dinlemektense sürekli dinleyebilirdim zevkle. Belki aradan birkaç […]

1874 ve 1961 yılları arasında yaşamış İngiliz ressam Harold Knight’ı keşfetmemle, güzelliğe hayran kalmanın ne kadar harika bir his olduğunu tekrar hatırladım. Ressam genelde portre ve manzara resimleri yapıyor. Ben en çok pencere önündeki kadınlarına bayıldım. Pencereler resimde görmeyi en […]

İlk gördüğümde beni benden alan sanat eserlerini hemen paylaşıyorum blogda. Jesùs Leguizamo, anında aklımı çelen bir sanatçı oldu. Hakkında çok bir bilgiye erişemediysem de en azından Kolombiyalı olduğunu ve orada yaşadığını söyleyebilirim. Umarım siz de en az benim kadar zevk alırsınız. […]

1868 doğumlu Charles Edward Conder, sahil çalışmalarıyla hayranlık duyduğum harika bir ressam. Gençlik yıllarında Canada’ya yerleşen ressam o dönem oldukça parasızmış ve kirasını ve giderlerini ev sahibine yakışıklılığıyla ödüyormuş. Sadece kadınlar bu yolla para kazanacak diye bir durum yok tabi, iyi […]

Şahane yazarların yaptıkları resimler serisinin ikinci yazısı geldi. İlk yazının aksine bu yazıdaki resimler farklı yöntemlerle yapılmış. Yine çok değişik yine çok güzeller. Keyifle! Sylvia Plath (1932–1963) Smith College’da sanat okumuş ve resme olan ilgisi daha çocukken de çok fazlaymış. William […]

Hayatımız boyunca okuduğumuz ya da en azından adını bir şekilde duyduğumuz yazarların, yazdıkları şaheserler dışında yaptıkları da her zaman ilgi odağında olmuştur. Bu durum özellikle sanatın başka bir dalında eser verdiklerinde dikkatleri çeker. Sevdiğimiz yazarlar ellerine fırça alınca ortaya neler […]

Kendimi bildim bileli Ferhan Şensoy hayranı bir insan oldum. Ailecek tüm kitaplarını okur, ertesi gün kitaplarındaki esprileri tekrar edip yaşatırdık hikayeleri. Tiyatrosu ile ancak İstanbul’a geldiğimde iyice haşır neşir olabildim. İstiklal Caddesi’nin göbeğindeki Ses – 1885 Ortaoyuncular Tiyatrosu kanımca caddedeki […]

Will Barnet 1911 yılında Amerika’da doğmuş bir sanatçı. Çalışmalarında insan ve hayvan figürlerini hem günlük hayatta hem de rüya gibi dünyalarda resmediyor. Bu zamana kadar birçok ödül alan sanatçı 2011 yılında da National Medal of Arts ödülünü aldı. Yukarıdaki çalışmasını […]

Jarek Puczel 1965 yılında Poloya’da doğmuş ve yine ülkesinde sanat pedagojisi okumuş bir ressam. Dünyanın birçok yerinde sergilenmesine rağmen eserleri ile çok geç tanışmak gerçekten sinir bozucu bir durum. Neyse, buldum en nihayetinde! Aşağıda gördüğünüz resim Puczel’in en beğendiğim eseri. Diğer […]

Japon hayranlığımı dünyaya haykırdığımdan mıdır bilmiyorum ama her geçen gün yeni bir Japon kahramanı ediniyorum kendime. Midori Yamada, resimleriyle insanı bambaşka diyarlara kısa bir yolculuğa çıkarıyor. Özellikle kedilerini gördükten sonra kendisiyle bitmeyecek bir serüvene girişeceğimizi anladım. Kedileri dışında kadınlarını d […]