Kan ve Gül, Oğullar ve Rencide Ruhlar‘dan sonra Canıgüz’ün okuduğum ikinci kitabı oldu ve muhtemelen de son kitabı olacak. Bu kitabı diğerine göre daha çok sevdiysem de Canıgüz’e doydum diyebilirim. Kan ve Gül zamanda yolculuğu işleyen, akıcı ve eğlenceli sayılabilecek […]

Oğullar ve Rencide Ruhlar, Canıgüz‘ün okuduğum ilk kitabı oldu. Instagram’da sizlere sorduğumda yazarı okumaya bu kitapla başlamamı önermiştiniz, sözünüzü dinledim efendim. Alper Kamu ile de tanışmış oldum böylelikle. Oğullar ve Rencide Ruhlar ve Alper Kamu Oğullar ve Rencide Ruhlar beş […]

Asleep Banana Yoshimoto’nun Mutfak adlı güzelim kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı oldu. Mutfak beni ne kadar mutlu edip içimi huzurla doldurduysa bu kitabı da o kadar huzursuzlandırıp, yalnız hissettirdi. Üç uzun öykünün üçü de beni çok farklı yerlere götürüp, yıllardır […]

2018 benim için çok verimli ve değişikliklerle dolu bir sene oldu. Hayatımda o kadar çok şey değişti ki ben bile bazen hızına yetişemez oldum. Okuduğum kitap türleri bile değişmeye başladı yavaş yavaş. Romanları hala çok seviyorum ve hep çok seveceğim […]

The Art of Asking, müzisyen Amanda Palmer’ın hikayesini ve yardım isteme sanatını anlatıyor. Açıkçası Amanda Palmer hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyordum ve bu kitabı Simay olmasa muhtemelen duymazdım bile. Ancak hayat insanın karşısına hoş sürprizler çıkarıyor çoğu zaman ve yeniliklere […]

Sabah Denizi Margaret Mazzantini’nin Sakın Kımıldama adlı kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı oldu. Sakın Kımıldama‘yı çok sevmiş ve Mazzantini’yi daha çok okumaya karar vermiştim. Kitap kulübümün yazarın bu daha az bilinen hayli kısa kitabını seçmesi de şansıma oldu açıkçası.  Sabah […]

The Lonesome Bodybuilder, Yukiko Motoya’nın okuduğum ilk kitabı oldu ancak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki son kitabı da olmayacak. Tuhaf oldukları kadar tanıdık şeylerle karşılaşak, yazarın hayal gücüne hayran kalacaksınız.  The Lonesome Bodybuilder on bir öyküden oluşan bir kitap, kimileri kısa […]

The Tale of Genji Sei Shonagon’un Yastıkname’sini okuduktan sonra bayıla bayıla okuyacağımı düşündüğüm bir kitaptı. Gelin görün ki Sei Shonagon’u okuduğum gibi okuyamadım The Tale of Genji’yi. Bunun sebeplerinden biri kitabı İngilizce okumam (henüz dilimize çevrilmemiş), ikincisi ise bu kitabın biraz […]