Dünyanın Sonundaki Ev Pulitzer ödüllü Michael Cunningham’ın 1990’da yazdığı bir roman. Yıllar öncesinde yazılması rağmen, her iyi kitapta olduğu gibi okura seslenmeyi ve onu değiştirebilmeyi başarıyor. Dünyanın Sonundaki Ev Jonathan, Bobby ve Claire arasındaki ilişkiyi baz alarak ilerliyor. Ancak sadece […]

Kadın ve İktidar Mary Beard’ın Civilisations adlı kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı oldu ve sonuncusu da olmayacak. Beard’ın iki farklı konuşmasını içeren kitap, kadının iktidardaki yerini sorguluyor. Kadınların susturulması söz konusu olduğunda Batı kültürünün binlerce yıllık pratiği vardır. Kadın ve […]

The Cypress Tree Kamin Mohammadi’nin okuduğum ilk kitabı oldu. Beni Londra’dan alıp İran’a götüren yazar, yaşadıklarıyla ve insanı sarıp sarmalayan anlatımıyla beni hüznüne de sevincine de ortak etti. Dolayısıyla (ve ayrıca İtalya’dan bahsettiği için) diğer kitabı Bella Figura’yı da en […]

Günaydın Gece Yarısı Jean Rhys’ın Dörtlü ve Geniş Geniş Bir Deniz’den sonra okuduğum üçüncü kitabı. Her iki kitabını da çok sevdiğim yazarın bu kitabı beni Londra’dan alıp Paris’e götürdü. Sasha’nın kaldığı odaları, yürüdüğü sokakları hayal ederken buldum kendimi hep. Paris’in […]

Kaizen Sarah Harvey’nin yazdığı ilk kitap. Yayıncılık sektöründe çalışan Harvey işini bırakıp Japonya’ya yerleşiyor. Orada geçirdiği altı ay boyunca Japonya’yı ve insanları inceleme fırsatı buluyor. Size hayatınızı geliştirecek alışkanlıklar kazandıracak bu tatlı kitap da böylelikle ortaya çıkıyor. Kaizen küçük adımlarla […]

Gözümüz Neden Doymaz Melanie Mühl ve Diana Von Kopp‘un birlikte yazdıkları yeme içme alışkanlıklarımıza dair bir kitap. Son dönemde beslenme ve rejim üzerine bolca okuduğumu fark etmişsinizdir. İşin sadece bu kısmıyla kalmayıp biraz da psikolojik tarafını incelemek istedim. Bu kitap […]

Saka Kuşu 2014 yılında Pulitzer Ödülü’nü kazandığından bu yana popülerliğinden hiç bir şey kaybetmeyen kitaplardan. Konusu ve sayfa sayısı göz önüne alındığında bu kadar popüler olması beni hayli şaşırtmıştı. Ancak kitabı bitirdikten sonra neden bu kadar popüler olduğunu anladım. Herkese […]

Çileklerin İsyanı Massimo Montanari’nin Food Is Culture adlı kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı oldu. Bu ilginç Ortaçağ tarihçisinin daha çok kitabını okumak için sabırsızlanıyorum açıkçası. Her kitabında akla hayale sığmaz şeyler öğreniyorum. Evet belki günlük sohbetlerde öğrendiklerimi birden bire ortaya […]