Broken April Man Booker ödüllü Arnavut yazar İsmail Kadare’nin okuduğum ilk kitabı oldu. Beni hem şaşırtan hem de hüzünlendiren bir kitap oldu bu. Türkiye’deki kan davalarına benzer feodal bir Kanun’dan bahsediyor yazar bu kitabında. Ancak ben hiç bu kadar detaylı […]

Poso Wells Ekvatorlu yazar Gabriela Aleman’ın zevkle okuduğum bir kitabı oldu. Henüz ilk sayfalarında beni şaşırtmayı ve güldürmeyi başardığından çok seveceğimi hemen anlamıştım. Bir kara komedi ve feminist bir ekolojik gerilim sayılabilecek bu kısa roman eminim okuyan herkesin zihninden bir […]

Şekere Karşı gazeteci yazar Gary Taubes’in en ünlü kitaplarından biri ve nedenini anlamak hiç güç değil. Kitabı okumaya başlar başlamaz öyle bir bilgi bombardımanına tutuldum ki öğrendiklerimi sindirmem uzun zaman aldı. Ve elbette, şekerin günümüzdeki iktidarına nasıl ulaştığını öğrenmek aklımı […]

Fresh Water for Flowers Fransız yazar Valérie Perrin’in okuduğum ilk kitabı oldu. Yazar 2019’da Prix des Lecteurs kazandıktan sonra ilk kez bu kitabı ile İngilizce’ye çevrilmiş. Umarım devamı gelir çünkü bu kitap gerçekten enfesti. Hatta uzun zamandır okuduğum en iyi […]

The Murmur of Bees Meksikalı yazar Sofía Segovia’nın başka bir dile çevrilmiş ilk romanı. Bu kitabın beklenmedik başarısı sayesinde diğer kitapları da birçok dilde yavaş yavaş yayınlanır diye umut ediyorum. Beni Londra’dan alıp Meksika’ya götüren, arılar ve portakal çiçekleriyle haşır […]

Japon kültürü ile ilgilenip de ikigai hakkında bir şeyler duymayan yoktur sanırım. Japon kültürüne meraklı İspanyol yazar ve rehber Hector Garcia Puigcerver Ikigai – Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı adlı kitabında bu kavramı incelemek istemiş. Japonya’ya yaptığı yolculuklar ve […]

Adı: Aylin Ayşe Kulin’in zevkle okuduğum ilk kitabı oldu. Zamanında ne kadar popüler olduğunu çok iyi hatırlıyorum ki ben o zamanlar daha çocuktum. Üniversiteden öğretmenimle iki kişilik kitap kulübümüzü Türk yazarlara ayırıyoruz çünkü ikimiz de Türk edebiyatına gerektiği zamanı ayırmamışız. […]

Annie John Antigua ve Barbudalı yazar Jamaica Kincaid’in okuduğum ilk kitabı oldu. Bununla birlikte Kincaid’i bu ülkeden okuduğum ilk yazar olarak hatırlayacağım bundan sonra. Daha iyi bir seçim yapamazdım diye düşünüyorum. Kincaid çocukluğun ve masumiyetin kaybını enfes bir şekilde anlatıyor […]

Matmazel Noralya’nın Koltuğu Peyami Safa’nın okuduğum ilk kitabı oldu. bundan sonra da Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nu okumayı planlıyorum. Bu kitap, birbirinden renkli karakterleriyle uzunca süre aklımda kalacak ama en çok Matmazel Noralya’yı ve Bursa Canavarı’nı hatırlayacağım. İkisini de eşit derecede sevmem […]

Kalabalıkta Yüzler hakkında müthiş şeyler duyduğum Meksikalı yazar Valeria Luiselli’nin okuduğum ilk kitabı oldu ve sanırım tek kitabı olarak kalacak. Okuduğum onca yorumdan dolayı büyük beklentiyle okuduğum kitabı hiç sevemedim. Yine de, yazarın farklı bir üslubu ve değişik çalışan bir […]