Kör Baykuş – Sadık Hidayet

Kör Baykuş

Kör Baykuş, okuduğumdan bu yana beni derinden etkileyen nadir kitaplardan biri oldu. Bu çürümüş, insanı robot gibi çalıştıran ve hiçbir şey katmayan düzende çıldırmıyorsam eğer sebebi edebiyattır, iyi yazarlardır. Sadık Hidayet’in Kör Baykuş adlı kitabı ise taptaze bir nefes, mis kokulu bir meltemdir. Kör Baykuş okurken insanı kendinden geçiren, sanki minik mutluluk hapları almışçasına cenneti gezdiren, bitmesin diye kelimeleri, cümleleri tekrar tekrar okuyacağını bir kitap. Sadık Hidayet ise keşke tanısaydım diyeceğiniz insanlardan. Geç kalmışım, her zamanki gibi yine şahane bir yazara geç kalmışım…

Sadık Hidayet Kör Baykuş

Kör Baykuş ve yaşadıkları

1903-1951 yılları arasında yaşayan Sadık Hidayet, İran edebiyatının modern yazarlarındandır. Kör Baykuş, enfes bir kitap olduğundan birçok dile çevrilmiştir. Çevrildiği dillerde de büyük bir okur kitlesini etkilemiş, yazara hak ettiği ünü kazandırmıştır. Ülkesi İran’da uzunca bir süre yayınlanmamıştır. Asıl önemli olan ise, yazarın insan mı insan oluşudur. Küçüklüğünde bir kurban bayramında hayvanların kesildiğini gördükten sonra et tüketmeyi kesmiş, o denli cana kıyamayan bir insandır. Bu kitabında da göreceksiniz zaten… Sabahattin Ali okuduğumda nasıl etkilendiysem, Sadık Hidayet’ten de öyle etkilendim.

Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.

– Sadık Hidayet

Kitaptan yazarın insanlığı taşıyor, öyküden de geçiyorsunuz bir zaman sonra. Asıl önemli olanın bu olduğunu çoktandır biliyordum, böylesine iyi bir yazar ile hatırlamak çok güzel oldu. Buram buram edebiyat okumak istiyorsanız hiç geciktirmeyin derim. Hayatınıza müthiş bir şey katmış olmakla kalmayıp, edebiyatın ne kadar enfes bir şey olduğunuz tekrar anlayacaksınız. Kİtabın enfes bir filmi de var ancak lütfen ama lütfen önce kitabı okuyun. Keyifle!

Kitabın tanıtım yazısı aşağıda, almak için de buraya: Sadık Hidayet – Kör Baykuş

Kör Baykuş 1977’de Behçet Necatigil’in unutulmaz çevirisiyle Varlık Yayınları’ndan çıkmıştı. Philippe Soupault’nun “Yirminci yüzyılın düşlemsel edebiyatında bir başyapıt”, Andre Breton’un ise “Başyapıt diye bir şey varsa o da budur” sözleriyle nitelediği bu kült romanı, yine Necatigil’in çevirisinden, Necatigil’in “önsöz”ü (“Türkçede İran Edebiyatı ve Doğumunun 75. Yılında Sadık Hidayet”) ve Bozorg Alevi’nin “sonsöz”ü (“Sadık Hidayet’in Biyografisi”) ile sunuyoruz.

← Önceki yazı
Sonraki yazı ➝
Menüye dön