Emma Donoghue‘nun Room adlı kitabını uzunca süre almadım, almak istemedim. Konusu itibariyle canımı sıkacağını ve kitabı çok zor okuyacağımı biliyordum. Gel gör ki kitap kulübüm bu kitabı okumayı seçti ve yapacak bir şey kalmadığından gittim aldım. Tahmin ettiğim gibi, kitabı […]

Çoğumuzun Trevanian olarak bildiği rahmetli ve çok sevgili yazar Rodney William Whitaker‘ın Shibumi adlı romanını yeni okudum. Bu kitap da hemen “keşke daha önce okusaydım” adlı pişmanlıklar listesine eklendi tabi. Kitaba geçmeden önce yazar hakkında kısa kısa bilgiler vereyim ki […]

Hangimiz Aldırma Gönül ya da Leylim Ley adlı şiirlerini dinleyip de kendimizden bir parça bulmadık ki? Hepimiz biliriz o şiirleri şarkılarıyla.  Kim Değirmen‘i okumuş da etkilenmemiş? Kim Kürk Mantolu Madonna‘yı, Kuyucaklı Yusuf‘u, İçimizdeki Şeytan‘ı hatmetmemiş? Romanlarını, öykülerini ve şiirlerini bir […]

Sevgili Gogol, Seni pek kimseler sevmese de, çalkantılı hallerini Ölü Canlar vasıtasıyla benim içime işleyebildin ya -hem de bir çeviri üzerinden- işte tam da bu yüzden tüm kitaplarını okuyacağım yazarlar arasına girdin. Lütfen hafife alma bu söylediğimi. Bir yazarın tüm […]

Murakami’nin Norwegian Wood adlı kitabını okuyalı uzun zaman olsa da karakterlerin her biri aklımda hala. Her Murakami kitabı gibi içime işlemişti bu kitap da.. ve sonunda sinemada! Oyuncuları, senaristi ve yönetmeni bilmesem de -ama siz ayrıntıları burada bıgbıglayabilirsiniz- Murakami aşkımdan […]

Kült klasik kitaplar, okuyacak bir şeyler arayanlar için çok sağlam bir kaynak oluşturuyor. Bu kitaplar kitleleri büyük ölçüde etkilemiş, insanları peşinden sürükleyen, zamanını alt üst eden kitaplardır.

Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ını okumuştum bir süre önce, kitabı sevmek ve sevmemek arasında kalmıştım. Hala da emin değilim, üzerimde ilginç bir etkisi olduğunu söyleyebilirim sanırım. Anayurt Oteli’ne gelince… İşler biraz daha karıştı. Bir yazarı hem sevmek hem de sevmemek zor […]

Karamazov Kardeşler, uzunca bir zamandır gözüm korktuğumdan okumaya yanaşamadığım, arada bir elime alıp “bu kitap da kaç günde biter acaba” diye düşündüğüm bir kitaptı. İki hafta önce bitti… Yaklaşık bir ayımı aldığını söyleyebilirim… Hatta araya birkaç kitap da sıkıştırmıştım hatırlarsanız. […]

Murakami koşar, ben ardından bakarım. Bugünkü yazının başlığı Haruki Murakami hakkındaki hislerim ve müthiş kitabı What I Talk About When I Talk About Running’i gayet iyi açıklıyor sanırım.  Ay biterken, onca hastalığa ve kargaşaya rağmen, gururla üç kitap bitirebildiğimi de […]