The Red Notebook, kitap kulübümün gerçekten çok ağır kitaplardan sonra seçtiği, hafif mi hafif, hayli sevimli bir kitap oldu. Antoine Laurain’i ne yazık ki daha önce hiç duymamıştım ancak yazar ülkesi Fransa’da ve çevrildiği ülkelerde belirli bir popülariteye sahip. Dilimize de […]

Kurak, Jane Harper’ın ilk kitabı ve yazar bu ilk kitabıyla birçok ödülün yanı sıra koca bir üne de kavuşmuş. Gerilim ve polisiye türünde romanlardan hoşlanıyorsanız bu romanı da beğenebileceğinizi düşünüyorum ancak türle çok yakından bir ilişkiniz yoksa çok hoşunuza gideceğinden […]

Sis, İspanya’nın dünyaya kazandırdığı ünlü isimlerden Miguel de Unamuno’nun okuduğum ilk kitabı oldu ve sanırım sonuncusu da olmayacak. Unamuno her şeyden önce hayli ilginç bir yazar. Sadece ilginç olduğu için ne az bir kez okunmalı diye düşünüyorum. Ancak Sis adlı yapıtı […]

Solar Ian McEwan‘ın çok sevdiğim üç kitabından sonra nihayet okuyabildiğim dördüncü kitabı oldu. Bu kitabı da diğer kitaplarını okuduğum gibi zevkle okudum. Ne yazık ki bir çırpıda okuyamadım bir takım sebeplerden ötürü ancak o kadar keyifli ve sürükleyici bir kitap […]

Mr. Gwyn Alessandro Baricco’nun okuduğum dördüncü kitabı oldu ve her kitabından sonra yazara daha çok hayran kaldığımı keşfettim. Özellikle bu kitap, okuduğum onca saçma ve boş kitaptan sonra bana o kadar iyi geldi ki, yine edebiyata şükrederken buldum kendimi. Bu kitap, […]

Cicim Colette’in okuduğum ilk kitabı ve açıkçası bu zamana kadar neden okumadım diye düşünmeden edemedim. Özellikle bu kitabı nasıl oldu da kaçırdım hala aklım almıyor. Ama işte, okunacak kitaplar ömrümüzün yeteceğinden fazla olunca yapacak bir şey yok. Neyse, gelelim kitaba. […]

Mutlak Mutluluk Bakanlığı Arundhati Roy’un aradan yirmi yıl geçtikten sonra yazdığı ikinci romanı. İlk romanı Küçük Şeylerin Tanrısı ile 1997’de Booker Prize ödülünü alan yazar bu yeni romanında parçalanmış bir hikayeyi, Hindistan’ı, mutsuzluğu ve umutsuzluğu anlatıyor. A post shared by […]

Japon Sevgili Isabel Allende’nin Aşktan ve Gölgeden adlı kitabından sonra okuduğum ikinci romanı oldu. Açıkça belirtmem gerekirse bu kitabı okuduğum ilk kitaba göre çok sevdim. Ancak sıkı Allende okuyucuları bu kitabı pek beğenmemişler. Sanırım ben geleneksel Allende yerine biraz daha […]

Korkmuyorum, Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitap listesinde yer aldığı için dikkatimi çeken bir kitap oldu. Niccolo Ammaniti’nin ismine daha önce hiç bir yerde rastlamamıştım ve bu liste olmasa kim bilir ne zaman rastlayacaktım bilemiyorum. Ancak iyi ki böyle bir […]