Çavdar Tarlasında Çocuklar yıllar yıllar önce alıp kitaplığıma koyduğum ve ne yazık ki bir türlü okumak için doğru zamanı bulamadığım kitaplardan biriydi. Üniversitede çeviri karşılaştırması yaptığımız bir derste bir arkadaşım bu kitabı seçmiş ve gayet heyecansız ve bitkin bir şekilde […]

Turunç Kokulu Düşler beni Londra’dan alıp Antalya’nın rengarenk pazarlarına götüren bir kitap oldu. Mis gibi kokan nergislerden yazarın favorisi su terelerine kadar her şeyin hayalini kurmak gerçekten çok hoş bir deneyimdi. Hem eğlenceli bir alışveriş güncesi hem de vejeteryan tarifler […]

Sabahtan Akşama Norveçli yazar Jon Fosse’nin okuduğum ilk kitabı ve sanırım sonuncusu da olmayacak. Yu Hua’nın Yaşamak adlı kitabından bu yana ağlamamıştım kitap okurken. Sabahtan Akşama bana çok farklı bir yerden dokundu, kendimi büyükbabamı özlerken buldum hep. A post shared by […]

Bir Zamanlar Londra’da bu senenin reading challenge‘ında yer alan ve en ve çok heyecanlandığım kitaplardan biriydi. Orijinal adı The Lambs of London olan kitap, Londra’da yaşayan Lamb ailesinin ve William Ireland’ın hayatlarından bir kesit sunuyor. Peter Ackroyd özellikle Londra tarihi […]

Bir Gençlik Patrick Modiano’nun okuduğum ilk kitabı oldu. 2014 yılında Nobel Edebiyat Ödülü‘nü kazanan yazar bu kitabında dışarıdan tüm normalliğiyle sürüp giden hayatların geçmişinde neler yaşanmış olabileceğini kurcalıyor. Hemen ısınacağınız iki karakter üzerinden geçmişe gidecek ve şimdiki zamanınıza farklı bir […]

Jamaika’da Bir Fırtına okunması gerekenler listelerinin neredeyse her birinde sıkça geçen bir kitap olduğundan dikkatimi çekmişti. Yıllar yıllar önce Kadıköy’deki Alkım hala güzel günler yaşarken ve ben de orayı sık sık ziyaret ederken almıştım bu kitabı. İşin ilginci de kitabın […]

Şanghay Kızları Lisa See’nin okuduğum ilk kitabı ve sanırım uzunca bir süre de böyle kalacak. Kitabı orijinal dilinde okudum ve ne yazık ki okumam o kadar uzun sürdü ki, kitaptan biraz fazla uzaklaştım diyebilirim. Ne yazık ki hala bir kitabı sevmesem […]

Manzaralı Bir oda E. M. Forster’ın Hindistan’a Bir Geçit‘ten sonra okuduğum ikinci kitabı oldu. Bu kitabı Hindistan’a Bir Geçit’ten daha çok seveceğim diye düşünmüştüm hep ancak tam tersi oldu. Manzaralı Bir Oda ne yazık ki çok severek okuduğum bir kitap […]

Sabır Taşı Atiq Rahimi’nin okuduğum ilk kitabı ve sonuncusu da olmayacak. 2008 yılında Prix Goncourt ödülünü kazanan bu küçücük roman, içinizde susturamayacağınız çığlıklara dönüşecek, ne yazık ki elinizden bırakamayacaksınız. Afganistan’da bir odada, hasta bir adama bakarken bulacaksınız kendinizi. Müthiş bir karakterle birlikte […]

Kırmızı Zambak Anatole France’in okuduğum ilk kitabı oldu ve sanıyorum uzunca bir süre tekrar Anatole France okumayacağım. Bu klasiği yanlış zamanda ve yanlış yerde okudum diye düşünüyorum. Başka bir zamanda okusam muhakkak daha çok sevecek ve keyfini çıkaracaktım çünkü Anatole […]