Oğullar ve Rencide Ruhlar – Alper Canıgüz

Oğullar ve Rencide Ruhlar, Canıgüz‘ün okuduğum ilk kitabı oldu. Instagram’da sizlere sorduğumda yazarı okumaya bu kitapla başlamamı önermiştiniz, sözünüzü dinledim efendim. Alper Kamu ile de tanışmış oldum böylelikle.

Oğullar ve Rencide Ruhlar - Alper Canıgüz

Oğullar ve Rencide Ruhlar ve Alper Kamu

Oğullar ve Rencide Ruhlar beş yaşındaki deha Alper Kamu’nun ilk dedektiflik macerası. Yaşadığı mahallede bir cinayeti aydınlatan bu minik dedektif, bazılarınıza çok sevimli bazılarınıza çok itici gelebilir diye düşünüyorum. Açıkçası ben bir daha Alper Kamu kitabı okuyacağımı sanmıyorum. Onca müthiş polisiye dururken çok da kanımın ısınmadığı bu karakterin hayli ortalama maceraları pek çekici gelmiyor bana. Kitap bittiğinde bana ne kaldı diye düşündüm, hiçbir şey kalmadığını görünce de biraz hayal kırıklığına uğradım açıkçası. Belki biraz gülseydim kitabı okurken en azından güldüm diyebilirdim ama o da olmadı. Ne yazık ki öneremeyeceğim.

İletişim Yayınları’ndan çıkan kitabın tanıtım yazısı aşağıda, almak için de buraya: Oğullar ve Rencide Ruhlar – Alper Canıgüz

“Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.
Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum.
Hayatımdaki tek iyi şey artık anaokuluna gitmek zorunda olmayışımdı. Zarardan kâr. Uzun süre annem ile babama anaokulunun bana göre bir yer olmadığını anlatmaya çalışmıştım aslında. Bütün rasyonel dayanaklarıyla. Hiçbir işe yaramamıştı maalesef. İlla ki uykumda kan ter içinde tepinmek, servis minübüsü kapıya geldiğinde küçük çaplı bir sinir krizi geçirmek gibi yöntemlere başvurmam gerekecekti derdimi anlamaları için. Kepazelik. İnsanı kendinden utandırıyorlardı.”
Alper Canıgüz, Tatlı Rüyalar’dan bilinen sürükleyici diliyle, 5 yaşındaki bir çocuğun içine düştüğü bir hikayeyi anlatıyor. Yaşının avantajıyla her yere girip çıkan, hem filozof, hem fırlama bir oğlan… Hikayeyi ve “karakteri” çevreleyen semt hayatı ve mahalle atmosferi de, bizzat karakter kazanıyor, anlatıda…
Polisiye, fantastik ve mizahi edebiyatın tadlarını ustaca kaynaştıran, olağanüstü özgün, çok iddialı bir kitap.

Menüye dön