Haruki Murakami – 1Q84

Haruki Murakami‘nin son kitabı 1Q84‘ü okurken, kendi içimde kayboldum ve yeni yerler keşfettim. Aslında ne zaman Murakami okusam aynı şey oluyor az çok ama bu sefer biraz daha farklıydı. Bunun en büyük sebebi de özellikle kaybolmak istemem ve Murakami’nin de özellikle kayıp vakalarını artırmak istemesiydi sanırım. O yüzden bu yazıyı da kitabı okuduktan çok sonra yazıyorum.

Yüzeysel bir şekilde ele alındığında bildiğimiz Murakami var karşımızda. Kedileriyle, yiyecekleri zevkle anlatışıyla, kadınlarıyla eski bir dostun gerçeküstü partisinde buluyorsunuz kendinizi. Garip bir şekilde de hiçbir şeyi yadırgamayıp, en rahat hissettiğiniz köşeye kıvrılıyorsunuz. Daha derinlere inildiğindeyse herkesin kendisine çıkaracak bir öyküsü olacaktır eminim. Benim rüyalarım bile değişti. Sonradan düşündüğümde bağlantıları daha iyi kurabiliyorum.

Kitabın konusu hayli sürükleyici. Ara ara şaşkınlıka “ama… ama..?” derken buldum kendimi. Hatta durup durup sevgiliye “ya bak n’oldu biliyo musun..? şimdi bi tipler var burda.. bıgbıgbıg..” diye anlattıysam da hiçbir şey bilmediğini farkedip sustuğum da çok oldu. Bu kitabı paylaşası geliyor insanın ama bir yanda da ne kadar anlatırsanız anlatın hep eksik kalacağını bildiğinizden bir yerden sonra şevkiniz kaçıyor. İyice kitaba gömülüp, keyfini çıkarmaya devam ediyorsunuz.

1Q84'te geçen yiyecekler

Türkçe’ye ne zaman çevrilir bilmiyorum ama imkanınız varsa çevrildiği dillerden okuyun derim. 925 sayfa oluşu da sizi korkutmasın, hangi ara yüzlerce sayfa okuduğunuzun farkına varmayacaksınız. Ben her zamanki gibi İngilizce çevirisinden okudum. Sevgili Jay Rubin ve Philip Gabriel her zamanki gibi harika bir iş çıkarmışlar. Cümleler su gibi akıp gidiyor.

kedi ile
Haruki Murakami

Son olarak, kitabın içinde yer alan öykülere de ayrıca bayılacaksınız eminim. Ben, Town of Cats‘i okuduğumda keşke buna dair ayrıca bir roman yazsa demiştim. Belki yazar kim bilir… Bir de Air Chrysalis romanını çıkarırsa fantastik bir seriye sahip olabiliriz. Bir de tam bir Murakamian bir aşk var ortada. İnsan umutlanıyor… Hadi gidin şimdi okuyun bu kitabı. Kitapta geçen Janacek – Sinfonietta’nın da bir kısmını dinleyin bakalım. Bu ismi çok duyacaksınız.

Hepimizin bir paralel evreni olsa da mutlu mesut yaşasak olmaz mıydı?

← Önceki yazı
Sonraki yazı ➝
Menüye dön