Gözyaşı Sarayı – Alev Lytle Croutier

Gözyaşı Sarayı Türkiye’de doğup büyüyen yazar Alev Lytle Croutier’in Harem’den sonra en çok bilinen kitaplarından biri. Özellikle oryantalizme düşkün yabancılar arasında popüler olan kitap, bir okunuşta bitiverecek hafif bir okuma arayanlar için de nefis bir tercih.

Gözyaşı Sarayı, genç bir şarap üreticisi olan Casimir’in Şark ürünleri satan bir dükkanda bir gözü sarı bir gözü mavi renkli olan bir kadın resmini görmesiyle başlıyor. Casimir akla hayale sığmayacak şekilde bu kadına aşık oluyor ve gece kadının resmi başucundayken uykuya daldığında bu güzel kadın rüyasına giriyor. Bundan sonra yerinde duramayacağını anlıyor ve bu esrarengiz kadını bulmak için yollara düşüyor. İki insan birbirilerinden binlerce kilometre uzakta olsa da rüyalarda birleşebilir mi? Peki aşk için neler göze alınır? Bir oturuşta bitireceğiniz, tam bir Eylül akşamı kitabı bu. Kafa dağıtmak ve dünyadan uzaklaşmak için de birebir. Ben Osmanlı’ya şu sıralar ilgim çokça arttığından içinde azıcık da olsa Osmanlı’yı anlatan her kitabı çok seviyorum. Bu kitap da onlardan biri ancak yoğun bir tarih anlattığı da söylenemez. Sadece çok hoş bir kurgu ve sevimli bir aşk hikayesi. Meraklılarına duyurayım. Keyifle!

Gözyaşı sarayı - Alev Lytle Croutier

Oğlak Yayınları’ndan çıkan kitabın tanıtım yazısı aşağıda:

Paris’te, altın renkli bir sonbahar günü, bağları ve şaraplarıyla ünlü Casimir de Chateauneuf’ün başarılı şarapçısı, Palais Royal’in kemerleri arasında dolaşırken Şark malları satan loş bir dükkana girer. Nargile, sarık ve hançerlerin arasında bir minyatüre rastlar: Fildişi tenli, bir gözü sarı bir gözü mavi, büyüleyici bir kadın portresi… O gece başucunda minyatürle uykuya dalan Casimir, rüyasında kendini kubbeler ve minareler şehrinde kaybolmuş bulur. Bir avluda tek başına bir kadın hıçkırmakta, gözyaşlarını çeşmeye doldurmaktadır. Artık tutkusunun esiri bir adam olarak Casimir, eşini, ailesini, ülkesini, her şeyini terk ederek denizler ve çöller aşan ve kendini rüyasının şehri İstanbul’da bulur.
Şehrazat’ın anlattığı masalların yalnızca biri yasaktı: Doğulu bir kadınla Batılı bir erkek arasındaki çılgıncasına erotik tutku. Bu tam da Alev Croutier’nin başardığı şey… Gözyaşı Sarayı’nda, aşıkların imkansızlıklarına kitabı okurken biz de karışıyoruz. Bütün bunlar, sinemasal bir görselliği kullanan sofistike bir hikayeci tarafından anlatılıyor… Çiçeklerin kokusunu, şarapların tadını, minyatürlerin renklerini algılıyoruz, güneş batarken bizim de başımızı durmaksızın döndürüyor.

Bu kitap Oğlak Yayınları ve Ruhu Doyuran Kitaplar‘dan biri. Siz de bu okuma projesinde bana katılın; edebiyatın ve yemek kültürünün hayatımıza neler kattığını birlikte keşfedip keyfini çıkaralım.

Kitabı satın almak için de aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz:

Menüye dön