Gogol, beni de yanında götürsene…

Sevgili Gogol,

Seni pek kimseler sevmese de, çalkantılı hallerini Ölü Canlar vasıtasıyla benim içime işleyebildin ya -hem de bir çeviri üzerinden- işte tam da bu yüzden tüm kitaplarını okuyacağım yazarlar arasına girdin. Lütfen hafife alma bu söylediğimi. Bir yazarın tüm kitaplarını okumak çok önemli bir olay çağımızda, bildiğin gibi değil. İnsanoğlu tüketebileceğinden çok daha fazlasını üretiyor artık. Hiçbir edebi değeri olmayan, yazmayı yeni sökmüş insanların bile zırvalıklarını kitap diye satıyorlar. İşin en kötü ve ilginç tarafı da, toplum bunu istiyor, bunu okuyor.

Senin durmadan düzeltmeye çalıştığın, süregelen tüm zırvalıkları gözleri önüne sermeye çalıştığın toplumunu bilmiyorum tabi. Gel gör ki çağımız Rus yazarları sizler kadar ses getiremedi. Bu da yine fazla üretimden kaynaklanıyor olabilir. Zaten az okuyoruz, okuduğumuzda da bolca reklamı yapılan kitapları okuyoruz. Artık kitaplara fragmanlar yapılıyor biliyor musun? 10 saniyelik videolarda anlatmaya çalışıyorlar kitabı. Onlarda da kapak ve birtakım insanların yorumlarını görüyoruz. Boy boy billboardlarda yer alıyorlar bir de, asıl bunları görmeni çok isterdim! Hele bir de yazar güzel ya da yakışıklı ise, değme keyfine yayıncının.

Ah be Gogol, durum bu halde iken, ben de soylu ırkınızın yazarlarında ve yine sizin kadar soylu olduğunu düşündüğüm Japon yazarlarında arıyorum umudu. Her iki ırkın da en sevdiğim yanı, deliliğe yatkınlıkları. Evet Gogol, yazar dediğin deli olmalı biraz, aykırı düşünmeli değil mi? Yoksa hepimiz yazar olurduk.

Gogol Ölü Canlar

Ölü Canlar’ına gelince, keşke yakmasaydın kitabın ikinci cildini be adam. Yine de, insan yazdığı şeye mahkum olmamalı, onun üstadı olmalı felsefesine ağır bir vurgu olduğundan, bu yaptığınla da hayran olmadan edemedim sana. Hele kitabının başında yer alan Yazardan Okura kısmında inceden inceden yermişsin ya -şimdilerde basın dediğimiz- bazı insanları, o anda seni hep seveceğimi anlamıştım zaten.

Umarım tanışırız yukarıda bir yerlerde, Çiçikov’un hayran kaldığı çiftlikte manzaraya karşı balıklı böreklerinizden atıştırırken bir votka da patlatırız belki. Ah Gogol ah..

Kitabın tanıtım yazısı aşağıda, almak için de buraya: Gogol – Ölü Canlar

Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852): Ukrayna’da, orta halli toprak sahibi bir ailede dünyaya geldi. Çocukluğunu etkileyen köy yaşamı ve Kazak gelenekleri eserlerine yansıdı, Ukrayna halk kültürünün ögeleriyle işlenmiş öyküler yazdı. Mizah anlayışı, gerçekçi tutumu ve canlı anlatımıyla Rus edebiyatında önemli bir yeniliğin öncüsü oldu. Bu yenilik, Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları, Petersburg Öyküleri ve Mirgorod Öyküleri’nde mizahın yanı sıra yaşam karşısında karamsarlık ve dünyanın kötülüğü üzerine düşünceleriyle şekillendi. Müfettiş adlı oyununda yozlaşmış bürokratları acımasızca alaya aldı. Gogol, Ölü Canlar adlı romanıyla 19. yüzyıl Rusyası’nda toplumsal düzenin ve bireylerin eleştirisini eşsiz bir başyapıt olarak ortaya koymuştur.

← Önceki yazı
Sonraki yazı ➝
Menüye dön