Fransız Teğmenin Kadını – John Fowles

Fransız Teğmenin Kadını John Fowles’dan okuduğum ilk kitap oldu ve açıkçası uzun bir süre de tek kitap olarak kalacak. Zamanının sıradışı bir yazarı olan Fowles, romanda ortaya çıkardığı anlatım teknikleri ile diğer yazarlardan ayrılıyor. Okuru ise ikilemde bırakıyor.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Elif (@elifthereader) on

Fransız Teğmenin Kadını hayli ilginç bir aşk hikayesi olmasının yanı sıra Viktoria dönemini de anlatan değişik bir kitap. Bu dönemin kadın erkek ilişkilerinden tutun da insanların dünyaya bakış açılarına kadar birçok şeyi okuyacak ve bu dönemi biraz daha incelemek isteyeceksiniz. Kitaptaki karakterler ise hayli hoş ve çekici olduklarından onlara anında kanınız ısınacak. Yer yer kızacak ve şaşıracak olsanız da şahaneliklerinden hiçbir şey kaybetmediklerine emin olabilirsiniz.

Fransız Teğmenin Kadını ve tanrı anlatıcı

Peki neden bu kitaptan o kadar hoşlanmadım? Çünkü anlatıcı her şeydir! Fowles’un bu hikayeye kendini de katması ve yer yer “Bu karakter neden şimdi böyle yaptı biliyor musunuz? Çünkü hede hödö…” diyerek bir anda sizi roman okumaktan alıkoymasını gerçekten itici buldum. Yazarın bu şekilde kendini kitaba dahil etmesi bende roman okumaktan ziyade bir belgesel izliyormuşum hissini yarattı. Halbuki ben roman okumak istiyorum ve yazarın bu karakteri neden böyle yaptığı konusunda şahsından bir şeyler duymak istemiyorum. Ne yapmak istediğini bir süre sonra fark ettiysem de yazarın sadece tanrı anlatıcı rolünde kalmasını tercih ederdim. Ah bir de kitabın üç adet sonu var, beğendiğinizi seçip alıyorsunuz.

Gelin görün ki ben bu kitabın nasıl yazıldığını sevmediysem de birçok okurun bu kitaba bayıldığını belirtmem gerek. Gerçi bu kitlenin de çoğu filmi daha çok sevdiklerini belirtmeden edemedi. Neyse! Kitap çoğu okunması gerekenler listesinde ve okuma deneyiminize çok şey katacak nitelikte. Mutlaka göz atın derim.

Fransız Teğmenin Kadını - John Fowles

Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan kitabın tanıtım yazısı aşağıda, almak için de buraya: Fransız Teğmenin Kadını – John Fowles

İngiliz edebiyatının büyük ustalarından olan John Fowles, anlatı kurmaktaki mahareti, çarpıcı üslubu ve deneyciliğiyle dikkat çeken bir yazar. Hiç abartmadan yüzyılın en iyi romanları arasında sayabileceğimiz Fransız Teğmenin Kadını’nda bu özellikler mükemmel bir bileşime ulaşıyor. Öncelikle olağanüstü başarılı bir atmosfer yaratıyor yazar; Viktorya döneminde yaşamanın ne anlama geldiğini bütün netliğiyle ortaya seriyor. Sonra eşine az rastlanır bir gizem yaratıyor; Ve nihayet varoluşçuluğun “sahicilik” ve özgürlük arayan insan soyutlamasını ete kemiğe büründürüyor; ama tanrı anlatıcı rolünü de sorgulamaktan geri kalmıyor. Fowles dünya tarihinin en tutucu dönemlerinden biri olan, her şeyin ve özellikle de edebiyatın sıkı kurallara ve “görev” bilincine bağlı olduğu Viktorya çağından aykırı bir aşk öyküsüyle sesleniyor okura. Roman başarısını büyük ölçüde nefis diyaloglarına ve iki karakter arasındaki gerilime borçlu.

Kadınların “görev”lerinin boyun eğme ve çocuk yapmayla sınırlı olduğu bir dönemde, romanın kadın kahramanı Sarah, inanılmaz sezgi gücü, özgürlüğe olan tutkusu ve estetik olana duyduğu sevgiyle hemen romanın çekim merkezine yerleşiyor. Toplumsal kodları umursamaksızın sevmek neyi gerektiriyorsa onu yapmaktan kaçınmayan özgür bir kadın Sarah. Erkek kahraman Charles ise görmüş geçirmiş bir aristokrat; ama görmüş geçirmişlik ile bir aristokrattan beklenenler arasındaki dengeyi tutturmakta zorlanan biri. Sarah’yla tanıştıktan sonra bu bıçak sırtındaki denge darmadağın olur. Charles, çağının toplumsal statüsünün, eş dost çevresinin talepleri ile yolu aşktan geçen Aşkınlık ve Sahicilik, tek kelimeyle Özgürlük arayışı arasında bir seçim yapmak zorunda kalır… Roman okumanın benzersiz hazzından haberdar olanlar, Nabokov’un deyimiyle “belkemiğini titreten” kitaplar okumayı özleyenler ve sahici bir aşk yolculuğuna çıkmak isteyenler için…

“Fransız Teğmenin Kadını yalnız bu yüzyıl yazılmış en iyi tarihi romanlardan biri değil, hayatta okuduğum en esrarlı ve mantıklı aşk romanı da… Okuyun…” – Orhan Pamuk –

Menüye dön