Dostoyevski – İnsancıklar

İnsancıklar Dostoyevski’nin 1846’da yazdığı ilk romanı. Bu kitabı okumak için zaten başlı başına bir sebep olsa da, sizi çok daha fazlası bekliyor. En başta Sabri Gürses’in önsözü kitaba başlamadan sizi merak içinde bırakıyor. Sonrasında enfes çevirisiyle su gibi akıp giden sayfalarda kendinizi kaybediyorsunuz.

Dostoyevski - İnsancıklar

Mektup-roman tarzında yazılmış İnsancıklar’da yaşlı bir katibin kendinden küçük bir kıza olan aşkı ve ikisinin yaşamları anlatılıyor. Aynı zamanda ilk Rus toplumsal romanı sayılan romanda “insancıklar”ı, kendinizi, toplumu, aşkı, yalnızlığı, çaresizliği, acımayı yeniden keşfedeceksiniz. Kitap bende öyle değişik ve karmaşık duygular uyandırdı ki ailemi daha çok arar oldum. En önemlisi de sanırım, tanımadığım insanları daha çok düşünür oldum. Özellikle yaşlıları. Düşünmekle kalmayıp, harekete de geçiriyor insanı bu kitap. Yaşlı bakımevi ziyaretlerine başlıyorum bu sene. Bir kitap okudum hayatım değişti diyeceğim eminim. 
Dostoyevski - İnsancıklar
Tanıtım Yazısı
Yıl 1846’dır. Genç Dostoyevski, ilk romanı İnsancıklar’ı tamamlar tamamlamaz ev arkadaşı yazar Grigoroviç’e okutur. Grigoroviç o kadar heyecanlanır ki birkaç kez kalkıp Fyodor’un boynuna sarılmak ister; fakat arkadaşının aşırı duygu gösterilerinden hoşlanmadığını bildiği için yapmaz. Grigoroviç ertesi gün romanı yazar ve yayımcı Nekrasov’a götürür; kitaptan çok etkilenen Nekrasov da eleştirmen Belinski’ye… “Yeni Gogol doğdu!” der, Nekrasov, daha kapı ağzında. Aynı günün akşamı, Belinski’ye tekrar uğradığında onu heyecan içinde bulur: “Nerede kaldınız? Nerede bu Dostoyevskiniz? Genç mi? Kaç yaşında? Hemen getirin bana onu!” 
Belinski’nin evine getirilen yirmi üç yaşındaki genç yazar, daha sonra orada olanları şöyle anlatacaktır: “Ve işte… beni onun yanına götürdüler. Belinski’yi birkaç yıl önce heyecanla okumuştum, ama bana ürkütücü ve sert gelmişti ve benim İnsancıklar’ımla alay edecek diye düşünüyordum. Beni çok saygılı ve ağırbaşlı bir şekilde karşıladı; ama daha bir dakika bile geçmeden her şey bambaşka oldu… Ateşli ateşli, alevli gözlerle konuşuyordu. “Siz kendiniz anlıyor musunuz?” diyordu bana tekrar tekrar, alışkanlığı olduğu üzere bağırarak, “Ne yazmış olduğunuzu anlıyor musunuz?.. Bütün bu korkunç gerçeği, bizlere göstermiş olduğunuz bu gerçeği siz mi düşündünüz? Olamaz, sizin gibi yirmi yaşında birinin bütün bunları anlamış olmasına imkân yok… Gerçeği keşfetmiş ve bir sanatçı olarak ilan etmişsiniz, size bir yetenek verilmiş, yeteneğinizin değerini bilin ve emin olun, siz büyük bir yazar olacaksınız.”
Yıl 2013. 167 yıl sonra Dostoyevski her kuşağın başucu yazarlarından olma özelliğini koruyor ve İnsancıklar, onun dünya edebiyatına ilk armağanı…
Buradan satın alın; Dostoyevski – İnsancıklar
Bu kitapla ne içilir: Çay
Bu kitapla ne dinlenir: Sergey Rahmaninov
Bu kitap daha önce Can’la Bir Sene‘de yayımlandı.
Menüye dön