Beyoğlu Sahaf Festivali’ndeydim!

Pazar günü evde yayılıp kitap okumak dışında yapılacak en iyi şeyin gidip kitap bakınmak, orada burada dolanmak olduğunu düşünürken, Gezi Parkı’nda düzenlenen 4. Beyoğlu Sahaf Festivali geldi aklıma. Taktım kulaklıklarımı, çıktım yola. Geçen sene de gittiğim ve hayli mutlu döndüğüm bu festivali seviyorum. Alakasız tipler ortalıkta dolansa da, ucuz kitap edinebilmek için bulunmaz fırsat! Sonuçta, 45 TL’ye 11 kitap alıp döndüm eve. Hepsi birbirinden değişik ve bazıları da kitaçılarda bulunmayacak türden.

Orijinaller

Orijinalinden okuyacağım diye tutturduğum ve fiyatları çok acayip diye bir türlü almadığım kitapların bazılarını şans eseri bulabildim. Daha önce hiç okumadığım yazarlar hem de! Hemingway okudum elbette ancak bir de orijinalinden okumak var. Kim bilir neler değişecek.

1) Ernest Hemingway – A Farewell To Arms
2) D. H. Lawrence – Women In Love: Birkaç gün önce Betül adlı arkadaşımın doğum günü vardı. Ona Can Yayınları’ndan iki kitap aldık sevgilimle. Hediye olarak da D. H. Lawrence’ın Gökkuşağı adlı kitabını hediye etmişlerdi. Women In Love da Gökkuşağı’nın devamı niteliğindeymiş. Göreceğiz bakalım.
3) Margaret Atwood – The Blind Assassin: Booker Prize kazanmış kitapları (daha doğrusu ödüllü tüm kitapları) okumak gibi bir niyetim olduğundan ve fazlasıyla merak ettiğimden aldım bu kitabı da. Umarım herkesin bahsettiği kadar iyi bir kitaptır.
4) Tana French – In The Woods: Edgar Award kazanmış ve çokça iyi eleştiri almış bu kitabın da kapağı çekiyor insanı hemen. Filme uyarlanası bir konusu var sanki.

Türkçe Çeviriler

Daha önce adını bile duymadığım yazarları keşfedebilmek için harıl harıl tezgahlar arasında dolanırken, Anita Brookner gözüme çarpınca hemen önümdeki insanları eleyip tezgahın başına geçtim. Bir kitap gördüm diye de 4 Türkçe kitap aldım hiç hesapta yokken…

1) Raymond Queneau – Zorlu Bir Kış: Çevirisini Tahsin Yücel’in yaptığını görünce konusuna bile bakmadan aldığım kitap. İsminde kış geçen romanları nedense daha okumadan seviyorum. Sizin de böyle takıntılarınız var mı?
2) Pascal Quignard – Roma’daki Teras: Bu kitabı da, arka kapağındaki son cümle için aldım sanırım; “Hala Aşk’ın gücüne inananlar için.” Umarım çevirisi kötü değildir, lakin Osman Senemoğlu adlı çevirmeni ilk defa okuyacağım. Hadi bakalım…
3) Ian McEwan – Yabancı Kucak: Bu kitap da dahil olmak üzere birçok kitabı filme uyarlanan McEwan’ı daha önce hiç okumadım. Kitap değil de senaryo yazıyorlar diye kızıyorum kendimce, Nick Hornby’e kızdığım gibi… Halbuki hiç bir alakası yok, ya da daha da güzeli “nalaka?!”.
4) Anita Brookner – Hotel du Lac: Booker Prize kazanmış bu kitabı o kadar çok merak ediyorum ki! Otelleri çok sevdiğimden, buralarda geçen her şey zaten hep ilgimi çekmiştir. Sabırsızlanıyorum şimdiden…


Bu şahane görünen kitaplar da, Gwen Frostic adlı yazara ait. Her sayfa birbirinden renkli ve güzel resimlerle dolu. Ne yazdığına hiç bakmadım, doğaya ve güzelliğe, şükretmeye ilişkin yazılar olduğunu düşünüyorum. En güzel tarafı da,  kitapların hepsinde yazarın imzasının yer alması. Fazlaca şanslıyım sanırım. Hepsine ayrıntılı bir şekilde tekrar değineceğim. Şimdilik içlerindeki güzellikler sürpriz olsun…

Menüye dön