Sylvia Plath, Sırça Fanus’tan İncir Ağacı

Sylvia Plath’in tek romanı Sırça Fanus’u okuduğumda çok gençtim. Kıymetini bilememiştim o zamanlar. Abartıldığı kadar müthiş bir kitap olmadığını düşünmüştüm. Geçtiğimiz günlerde kitaplığı karıştırırken gördüm, sayfalardan yer yer bölümler okurken tekrar okumaya başladım. İnternette hakkında yazılanlara bakarken de aşağıdaki harika çizimi buldum. Kitabı okumadıysanız meraklanır ve uzun zaman önce okuyup unuttuysanız da tekrar okumak için heyecanlanırsınız umarım. Keyifle!

Sylvia Plath ve kısa bir bölüm

Sylvia Plath

“Yaşamımın, öyküdeki yeşil incir ağacı gibi önümde dallanıp budaklandığını görüyordum.

Her dalın ucunda tombul, mor bir incir gibi eşsiz bir gelecek beni çağırıyor, göz kırpıyordu.
İncirlerden biri, bir eş, mutlu bir yuva ve çocuklardı.

Sylvia Plath

Bir başkası, ünlü bir ozan, öteki parlak bir profesör, biri şaşırtıcı editör Ee Gee,
öbürü Avrupa, Afrika ve Güney Amerika,

Sylvia Plath

biri Constantin, Socrates, Attila ve garip adları, değişik meslekleri olan daha bir yığın aşık.
Bir başkasıysa Olimpiyat takım şampiyonu bir kadındı ve bu incirlerin üzerinde ve ötesinde, ne olduklarını pek çıkaramadığım bir sürü incir daha vardı.

Sylvia Plath

 Kendimi dalların çatallandığı noktada otururken görüyordum ve incirlerden hangisini seçeceğime bir türlü karar veremediğim için açlıktan ölüyordum.
Hepsini ayrı ayrı isityordum ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti.

Sylvia Plath

Ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararmaya başladı

Sylvia Plath

ve birer birer

Sylvia Plath

toprağa, ayaklarımın dibine düştüler.

Kitabın tanıtım yazısı aşağıda, almak için de buraya: Sylvia Plath – Sırça Fanus

“Neşeli, hüzünlü, yalın, parlak ve doğal. En üstün niteliğiyse şaşırtıcı derecede dolaysız oluşu, tıpkı güpegündüz çekilmiş bir dizi fotoğraf gibi.”
-Time-

Parlak bir üniversite öğrencisi olan Esther Greenwood, 1950’lerde yayın dünyasında acımasız bir rekabetin sürdüğü New York’a büyük hayallerle gelir ve önemli bir moda dergisinde iş bulur. Kapıldığı beklentilerle karşısına çıkan fırsatların yoğunluğu, masumluğunu yitiren genç kızın zamanla kaldıramayacağı bir boyuta ulaşır ve Esther kendini tam bir karabasanın içinde bulur. Kimlik arayışı peşinde ürkütücü bir yola giren duyarlı ve hevesli bir genç kadının üniversite yılları, erkeklerle ilişkileri, yaşadığı çöküş, intihar girişimleri ve gördüğü psikolojik tedaviler mizahi bakış açısı unutulmadan son derece içtenlikle işlenmiş.

Sylvia Plath’ın kendi yaşamından yola çıkarak kaleme aldığı ve ilk kez 1963 yılında, ölümünden bir ay önce, başka bir isim altında yayımlatmayı başarabildiği Sırça Fanus, o günün olduğu kadar bugünün insanının da metropol yaşamındaki yabancılaşmasını anlatan modern bir klasik haline gelmiştir. 20. Yüzyıl Amerikan edebiyatının melankolik prensesi Sylvia Plath’ın başyapıtının, ölümünün ve kitabın yayımlanışının 50. yılında, gözden geçirilmiş baskısını okurlarımıza sunuyoruz.

Menüye dön