“E-reader pis-kakadır!” sorunsalına son!

Sizi bilmem ama ben hayatım boyunca kitap okumaktan çok zevk aldım. Küçükken bile hatırlarım, lunaparka gitmek yerine kitaplara gömülürdüm. Pek normal değil evet ama durum bu, yapacak bir şey yok. Şu aralar popülerliğini yitirmiş olsa da hala bana soranlar olduğundan e-readerlara değineceğim. Kötü değil kitapların dijitale geçmesi, gerçekten!

Biri bana nesini seviyorsun okumanın bu kadar? diye sormuştu. Yarattığı boyun ağrılarını bile seviyorum demiştim. E-reader’dan da kitap okurken -pozisyonunuza bağlı olarak- can-ı gönülden boyun ağrısı çekiyorsunuz merak etmeyin. İnsanın önce şu soruya yanıt bulması gerekiyor sanırım. Okumayı mı seviyorum kitapları mı? Eğer okumayı bir eylem olarak seviyorsanız zaten dijitalden de okumaya karşı değilsinizdir. Ha kitapları seviyorum diyorsanız yine de e-readerları sevebilirsiniz. Tüm e-readerlarla haşır neşir olmasam da bende bir iPad mevcut (Steve Jobs’ı da analım hemen). iBooks’ta binlerce kitabımı aynı anda görünce yine mutlu oluyorum. Evet hepsini okumadım ama binlerce kitaba sahibim. İstediğim anda istediğim kitaba ulaşabilirim, karıştırabilirim…

Fazlasıyla şekilci bulduğum bir yorum da şu; “Tüm kitaplar aynı formatta! Ruhunu kaybediyor tüm okuma süreci!” Yapmayın lütfen, bu kadar da materyalist yaklaşmayalım olaya. Biblo mu bu ayol? Kitabın ruhu içinde, yazanlarda. Şimdi tutup da Twilight’ın ruhunun kağıt üstünde olduğunu kimse söyleyemez bana. Hepsi popüler kültür ve asla popülerliğini yitirmeyen -ve genç kız sevişemeyeceği vampire aşık olur- hikayesinde. Buna da ne kadar ruh diyebilirsek işte… Kaldı ki çoğu e-reader bu şekilci okurları için şekillendirebilme özelliğine sahip. Fontu değiştir, büyült küçült, kağıdını sepia yap, beyaz yap. Oyna oynayabildiğin kadar.

iPad elime geçmeden önce ben de olaya oldukça duygusal yaklaşıp, ay nasıl kıyarım kitaplarıma, baktıkça bile mutlu olduğum kitaplarımı nasıl küçük bir alete alet edebilriim diyorum. Öyle değil olay. Türkiye’de bulamadığım kitapları bulduğum ilk an, tüm duygularım değişti. Kolay erişim hepimizin bildiği gibi önemli bir olay. Kaldı ki çağımızda her şeye erişimimiz o kadar kolay ki erişemeyince eksik kalıyoruz, zırvalıyoruz. Gel görki kitaplara erişememek Türkiye’de büyük problem. Yayınevleri parayı kıramayacakları kitapları basmıyor, canım vatandaşlarım da en çok neyin reklamını görüyorsa ona saldırıyor, işin içinde biraz seks de varsa değme keyfine. (Bknz: Pucca) Dolayısıyla biraz entel dantel bir okursanız çok işinize yarayacaktır emin olun.

Bir de ağaçların yitirilmesi konusu var ki onu da düşünmenizi tavsiye ederim. Aşağıdaki görsel çok şey anlatıyor.

Özetle, siz de ayak uydurun dijitale, götürüsü olmamasının yanında getirisi de çok. Mızmızlanmayın işte alın birtane kurtulun. Kalın sağlıcakla.

Menüye dön