Bu sene neden bilmiyorum iyi filmleri bulmakta zorlanıyorum. Sevgiliyle televizyonun başına film izlemek için oturduğumuzda iyi filmleri aramaya dalıyoruz ve ancak beş dakika sonra vazgeçiyoruz. Bizim gözümüzden kaçan enfes filmler var mı bilmiyorum ama nedense bu sene genellikle hep vasat […]

Me and Earl and the Dying Girl son dönemde izlediğim en sevimli filmlerden biriydi. 2015 Sundance Film Festivali’nde U.S. Grand Jury Prize: Dramatic and the Audience Award for U.S. Drama kazanan film insanı hem çok üzüyor hem de çok mutlu ediyor. […]

Thomas Hardy’nin Çılgın Kalabalıktan Uzak adlı kitabını bir süre önce zevkle okumuştum. Hatta okurken filminin ne kadar enfes olacağını da düşünmeden edememiştim. Geçtiğimiz günlerde nihayet izleyebildiğim Far from the Madding Crowd beklentilerimin de üzerinde, gayet güzel bir film olmuş. Far […]

Geçtğimiz günlerde birinci sezon finalinin yayınlandığı Mr. Robot Amerika’yı kasıp kavuran en başarılı diziler arasında kendine sağlam bir yer edindi. Diziye başlar başlamaz az çok nasıl bir deneyim sunacağını belli etse de, inanın dizide birçok sürpriz sizi bekliyor olacak. Oyuncularına […]

Woman In Gold bu sene gösterime giren İngiliz-Amerikan yapımı bir film. Senaryosunu Alexi Kaye Campbell’in yazdığı filmi Simon Curtis yönetmiş ki Curtis’i My Week with Marilyn  adlı filmden hatırlayabilirsiniz. Gerçek bir hikayeden uyarlanan film, insanı bir yandan üzerken bir yandan umutlandırıyor. Woman In […]

Wayward Pines tamamen şans eseri bulduğum ve izlemeyi bırakamadığım bir dizi oldu. Sevgili de ben de bir gecede neredeyse tüm bölümleri izlediğimizden diziye tamamen vurulmuş durumdayız. Blake Crouch’un Wayward Pines serisinden uyarlanan dizi o kadar iyi bir şekilde işlenmiş ki […]