Hugo

Sevgiliyle Cumartesi akşamı dışarı çıkmak yerine evde güzel bir film seyredelim dedik ve bolca Oscar alan Hugo‘yu izlemeye karar verdik. İlk yarım saat içerisinde sıkıntıdan esnerken buldum kendimi, sevgili de siniri bozulduğu için her şeye gülmeye başlamıştı bile. Anlayacağınız büyük bir hayal kırıklığına uğradım.

Filmde ilgimi çeken tek şeyin köpekler olması ekstra üzücü tabi. Geri kalan her şey olanca yavaşlıklarıyla uyku ilacı etkisi yaratıp, başka hiçbir şey hissedememenize sebep oluyor. Bu film beş saat mi sürecek yoksa tripleri de cabası. Hikayenin aslında sizi biraz da olsa hüzünlendirmesi ve insan gibi hissetirmesi gerekirken, tam tersi yönde hissettirip en sonunda  insanlıktan çıkarıyor.

Filmin yönetmeni ise Martin Scorsese. Aslında sırf bu nedenden dolayı izlenebilir derken bir anda kendimi Shutter Island ne güzeldi halbuki derken buldum. Ben Kingsley ise her zamnaki gibiydi. Bu adama hiçbir zaman ne yorum yapacağımı bilemedim… Sevgili Jude Law‘u birkaç dakikalığına da olsa görmek harikaydı. Keşke tüm film boyunca takılabilseydi de en azından gözümüz gönlümüz açılsaydı.

Fragmana aldanmayın derim. Zira bu filmi izlemek büyük bir zaman kaybından başka bir şey değil. Jude Law da zaten ancak fragmandaki kadar görünüyor…

← Önceki yazı
Sonraki yazı ➝
Menüye dön