Mandalinalar on bir tane ödül almış ve birçok kez de ödüle aday gösterilmiş bir film. Günümüz sinema filmi bütçelerine kıyasla hayli düşük bir bütçeye sahip olmasına rağmen sinema tutkunlarının çok sevdiği bir filme dönüşmüş. Bu filme sevgili Ufuk Altaş sayesinde […]

A Little Chaos (dilimize Küçük Karmaşa olarak çevrilmiş) Alan Rickman’ın yönettiği son film. Hem bunun için hem de filmde oynadığı ve senaryoya katkıda bulunduğu için filmi izlemek istedim. İyi de etmişim. Gözlerim yeşile ve güzelliklere doydu. Temposuna da renklerine de […]

Narcos Pablo Escobar’ın hayatını anlatan bir dizi. Uzun zamandır kimsenin dilinden düşmüyordu. Ben de nihayet birinci sezonu bitirmenin verdiği rahatlıkla yazabiliyorum. Rahatlık diyorum çünkü dizi varken başka hiçbir şey yapamadım ne yazık ki. Bitirince gerçekten rahatladım, ikinci sezona kadar işimi gücümü yapabilirim. […]

Kitaplık Kedisi’ne uzun zamandır film yazmadığımı fark ettim ve hemen iyi bir filmle geri döneyim dedim. Son dönemde farklı Sherlock Holmes uyarlamalarını tüketiyoruz bol bol ve sanırım bir on tane daha uyarlama çıksa onları da şevkle tüketip bitireceğiz. Arthur Conan […]

Citizenfour uzun zamandır izlemek isteyip de bir türlü zaman yaratamadığım bir filmdi. Nihayet izledim, bu zamana kadar izlediğim en iyi belgesellerden biriydi. Hala izlemediyseniz hemen bu akşam izleyin derim. 2013 yılında filmin yönetmeni olan Laura Poitras, kendisine “Citizenfour” adını takmış […]

Bu sene neden bilmiyorum iyi filmleri bulmakta zorlanıyorum. Sevgiliyle televizyonun başına film izlemek için oturduğumuzda iyi filmleri aramaya dalıyoruz ve ancak beş dakika sonra vazgeçiyoruz. Bizim gözümüzden kaçan enfes filmler var mı bilmiyorum ama nedense bu sene genellikle hep vasat […]

Me and Earl and the Dying Girl son dönemde izlediğim en sevimli filmlerden biriydi. 2015 Sundance Film Festivali’nde U.S. Grand Jury Prize: Dramatic and the Audience Award for U.S. Drama kazanan film insanı hem çok üzüyor hem de çok mutlu ediyor. […]