Şerefe! Deniz Gürsoy’un okuduğum en keyifli ve bilgilendirici kitaplarından biri oldu. Son dönemde alkolle arama çok ciddi bir mesafe koymak zorunda kalmış olsam da (ne yazık ki diyetler alkol ile barışık değil) arada sırada bir iki yudum kaçırmıyor değilim. Bir […]

İnci Küpeli Kız sanatı kitaplarla hayatıma dahil etmeyi akıl etmeden önce aldığım ve ne yazık ki bir türlü okuyamadığım kitaplardan biriydi. Nihayet bitirdiğimdeyse neden daha önce okumadım diye hayıflanmadım değil. Özellikle filmi önce seyredip kitabı sonra okumam pek iyi olmadı. […]

The Restaurant of Love Regained Ito Ogawa‘nın okuduğum ilk kitabı oldu. Uzun zamandır böylesine hafif ve keyifli bir kitap okumamıştım. Aslında son dönemde hayli güzel kitaplar okuyorum ama bu kitap genelde tercih etmediğim biraz daha “kolay okunan” kitaplardan. Ne kadar […]

Tütüncü Çırağı Robert Seethaler’ın Bütün Bir Ömür‘den sonra okuduğum ikinci kitabı oldu. Yazarın diğer kitaplarının da dilimize çevrilesi için sabırsızlanıyorum açıkçası. İşlediği konulardan ziyade anlatımına hayran kaldığım bir yazar Seethaler. Çeviride bile böylesine iyi hissettiriyorsa, orijinal dilinde okununca nasıl olur […]

Yastıkname, 1000 yıl önce yazılmış bir Japon klasiği. Sarayda impratoriçenin nedimeliğini yapan kadınlardan Sei Şonagon’un yazdığı notlardan oluşuyor. 1000 yıl öncesinin Japonyasından günümüze kadar geliyor sesi. Bunun ne kadar müthiş bir şey olduğunu sindirmem biraz zaman aldı açıkçası. Kitabı okumaya […]

Fransız Teğmenin Kadını John Fowles’dan okuduğum ilk kitap oldu ve açıkçası uzun bir süre de tek kitap olarak kalacak. Zamanının sıradışı bir yazarı olan Fowles, romanda ortaya çıkardığı anlatım teknikleri ile diğer yazarlardan ayrılıyor. Okuru ise ikilemde bırakıyor.   View […]

Ay ve Altı Peni, W. Somerset Maugham’dan okuduğum ilk kitap oldu ve açıkçası sonuncusu da olmayacak. Sanat ve Sanatçılar Hakkında Kitaplar projem için özenle okunacaklar rafıma yerleştirdiğim bu kitap, çok iyi bir İngiliz yazarla tanışmama sebep oldu. Sanat, hayatıma böylesi fazladan […]

Son Okur Arjantinli yazar, akademisyen ve eleştirmen Ricardo Piglia’nın en kişisel ve mahrem kitabı imiş. Kitabın sonsözünün son cümlesi bu olduğundan aklımda kaldı sanırım. Okur kavramını inceleyen bu kitabın okuması en kolay kitaplardan olduğunu söyleyemeyeceğim ancak ara sıra okumak üzerine […]

Sevdiklerim, tamamen şans eseri karşıma çıkan ve elime alır almaz bunu okumam gerekiyor dediğim bir kitap oldu. Hakkında biraz araştırma yapınca müthiş yorumlar aldığını, 1001 kitap dahil olmak üzere birçok okuma listesine girdiğini görünce de iyice heyecanlandım. Sevdiklerim, uzun zamandır […]