A Silent Voice (aynı zamanda The Shape of Voice olarak da geçiyor) 2016 yapımı bir Japon anime filmi. Kyoto Animation tarayından yapılan film Naoko Yamada tarafından yönetilmiş ve Reiko Yoshida tarafından sinemaya uyarlanmış. Aynı adlı manga ise Yoshitoki Oima tarafından yazılıp […]

What the Health Netflix’te izlediğim ve uzun zamandır etkisinden kurtulamadığım bir belgesel oldu. İsmini ve etkisini daha önce yakın arkadaşlarımızdan duymuştuk eşimle ancak bir türlü izlemeye elimiz gitmemişti. Geçtiğimiz haftalarda nihayet izleyebildik belgeseli. Bittiğinde ise nasıl vegan olabiliriz konusunu araştırmaya […]

Wild Wild Country, sanıyorum bu zamana kadar izlediğim en müthiş belgeseldi. Şimdi böyle söyleyince kulağa çok alelade geliyor biliyorum, ama inanın bana, izledikten sonra siz de ne izlediğinize inanamayacaksınız. Bazen gerçekler kurgudan çok daha çarpıcı olabiliyor, altı bölümlük belgeselde yaşananlar […]

Neruda, Pablo Neruda’nın 1946 seçimlerinden sonraki hayatını anlatıyor. Bu oldukça ünlü şairin başından geçenleri, onu yakından takip eden genç bir polisin gözünden izliyoruz yer yer. Yanınıza mutlaka içkinizi alıp, sessizlikte izlemeniz gereken filmlerden biri bu. Komünistlerin yardığımıyla 1946 seçimlerini kazanan […]

Salmon Fishing in the Yemen, bir İngiliz romantik komedi filmi. Ben komedi kısmına pek gülemediysem de romantik kısmını sevdim açıkçası. Sadece bir romantik komedi olmakla kalmayan film, Doğu Batı ilişkilerine de çok hoş bir şekilde değiniyor. Bu yazıyı siz filmi […]

The Square, fragmanını gördüğüm anda izlemek istediğim bir film oldu. Bu aralar Sanat ve Sanatçılar Hakkında Kitaplar projesine ağırlık verdiğimden ister istemez sanatla ilgili her şeyi tüketir oldum. Bu film de çağdaş sanat ve çağdaş sanatın nasıl pazarlandığı hakkında çok […]

mother!, hakkında hiçbir şey bilmeden izlemeye başladığım ve film ilerledikçe şaşkınlıktan şaşkınlığa düştüğüm bir film oldu. Requiem for a Dream ve Black Swan filmlerinin yönetmeni Darren Aronofsky’den etkileyici bir film bekliyordum elbette ama mother! tüm beklentimi aşmakla birlikte, beni çok fazla düşündüren […]

The Handmaiden son dönemde izlediğim en iyi film oldu. Hatta o kadar iyi bir filmdi ki film bittikten sonra etkisinden bir türlü kurtulamadım. Sonunda kendimi parklara bahçelere atmak zorunda kaldım. Gerçi bir taraftan da filmin o güzelim atmosferinden kaçmak istemediğimi, […]

Joan Didion birkaç sene önce okuduğum ve anında çok sevdiğim bir yazar olmuştu. Bu güçlü ve karizmatik kadının birkaç kitabını daha alıp hemen okunacaklar rafıma atmıştım. Henüz diğer kitaplarını okumadıysam da hakkında bir belgesel çıktığını duyunca izlemeden edemedim. Mavi Geceler […]

Cadıları Bayramı İngiltere’de Amerika’daki kadar görkemli olmasa da yine de sevimli bir şekilde kutlanıyor. Ben en çok dükkanlardaki süslemeleri seviyorum, elbette en başta da boy boy bal kabaklarını. Ne korku kitapları okuyan ne de korku filmleri izleyen bir insan olmasam […]