Rebel in the Rye Danny Strong tarafından yazılmış ve yönetilmiş 2017  yapımı bir Amerikan filmi. Kenneth Slawenski’nin Üzüntü, Muz Kabuğu ve J.D. Salinger adlı kitabından uyarlanan film J. D. Salinger’ın İkinci Dünya Savaşı sırasındaki ve sonrasındaki hayatını anlatıyor. Çavdar Tarlasında […]

The Bookshop Penelope Fitzgerald’ın 1978’de yazdığı aynı adlı romandan sinemaya uyarlanan bir film. İspanyol yönetmen Isabel Coixet’in üç Goya Ödülü kazandığı filmin başrollerinde Emily Mortimer, Patricia Clarkson ve Bill Nighy yer alıyor. Filmin adından da anlayabileceğiniz gibi tüm kitap severlerin zevkle izleyebileceği bir film […]

A Silent Voice (aynı zamanda The Shape of Voice olarak da geçiyor) 2016 yapımı bir Japon anime filmi. Kyoto Animation tarayından yapılan film Naoko Yamada tarafından yönetilmiş ve Reiko Yoshida tarafından sinemaya uyarlanmış. Aynı adlı manga ise Yoshitoki Oima tarafından yazılıp […]

What the Health Netflix’te izlediğim ve uzun zamandır etkisinden kurtulamadığım bir belgesel oldu. İsmini ve etkisini daha önce yakın arkadaşlarımızdan duymuştuk eşimle ancak bir türlü izlemeye elimiz gitmemişti. Geçtiğimiz haftalarda nihayet izleyebildik belgeseli. Bittiğinde ise nasıl vegan olabiliriz konusunu araştırmaya […]

Wild Wild Country, sanıyorum bu zamana kadar izlediğim en müthiş belgeseldi. Şimdi böyle söyleyince kulağa çok alelade geliyor biliyorum, ama inanın bana, izledikten sonra siz de ne izlediğinize inanamayacaksınız. Bazen gerçekler kurgudan çok daha çarpıcı olabiliyor, altı bölümlük belgeselde yaşananlar […]

Neruda, Pablo Neruda’nın 1946 seçimlerinden sonraki hayatını anlatıyor. Bu oldukça ünlü şairin başından geçenleri, onu yakından takip eden genç bir polisin gözünden izliyoruz yer yer. Yanınıza mutlaka içkinizi alıp, sessizlikte izlemeniz gereken filmlerden biri bu. Komünistlerin yardığımıyla 1946 seçimlerini kazanan […]

Salmon Fishing in the Yemen, bir İngiliz romantik komedi filmi. Ben komedi kısmına pek gülemediysem de romantik kısmını sevdim açıkçası. Sadece bir romantik komedi olmakla kalmayan film, Doğu Batı ilişkilerine de çok hoş bir şekilde değiniyor. Bu yazıyı siz filmi […]

The Square, fragmanını gördüğüm anda izlemek istediğim bir film oldu. Bu aralar Sanat ve Sanatçılar Hakkında Kitaplar projesine ağırlık verdiğimden ister istemez sanatla ilgili her şeyi tüketir oldum. Bu film de çağdaş sanat ve çağdaş sanatın nasıl pazarlandığı hakkında çok […]

mother!, hakkında hiçbir şey bilmeden izlemeye başladığım ve film ilerledikçe şaşkınlıktan şaşkınlığa düştüğüm bir film oldu. Requiem for a Dream ve Black Swan filmlerinin yönetmeni Darren Aronofsky’den etkileyici bir film bekliyordum elbette ama mother! tüm beklentimi aşmakla birlikte, beni çok fazla düşündüren […]

The Handmaiden son dönemde izlediğim en iyi film oldu. Hatta o kadar iyi bir filmdi ki film bittikten sonra etkisinden bir türlü kurtulamadım. Sonunda kendimi parklara bahçelere atmak zorunda kaldım. Gerçi bir taraftan da filmin o güzelim atmosferinden kaçmak istemediğimi, […]