The Good Place, hasta olup da evden çıkamadığım ve kitap bile okuyamayacak halde olduğum için Netflix’de izleyecek bir şeyler aranırken keşfettiğim ve anında çok sevdiği bir dizi oldu. Hem konusu, hem oyuncuları hem de ince esprileriyle müthiş bir seyirlik diyebilirim. […]

Likör Hikayeleri adlı kitapla, kitabın sahibi sevgili Reyhan Yaman sayesinde pek hoş bir tesadüf ile tanıştım. Yıllardır neredeyse her yazımı Ayvalık’ta geçiriyorum (hatta gelin şu yazılara tekrar bakalım: Rakı, Balık, Ayvalık!, Ayvali, Ayvalık Restoranları) ve sayemde eşim de bir Ayvalık […]

Öyle Şeyler Ki, Amy Leach’in birbirinden ilginç denemelerinden oluşan küçücük ama etkisi kocaman bir kitap. Bir kurgusu olan ve karakterleri oturmuş, yerli yerinde bir roman arıyorsanız bu denemeler pek hoşunuza gitmeyebilir ancak bir iki sayfada koca bir öykü canlandırmak istiyorsanız […]

Sohbetin Bahanesi Kahve, bol kahve ve bol keyifle okuduğum kitaplardan biri oldu. Zaten Deniz Gürsoy ne yazsa çok severek okuyorum ama özellikle bu güzelim kitabı neden bilmem daha çok sevdim. Kahvenin kültürümüzdeki ve dünyadaki yerini enfes bir şekilde anlatmasının yanı […]

Yıllar boyunca aman ekmek yemeyeyim kilo yapar, aman sağlıklı değil diye diye bolca ekmek tükettim ve eminim bu konuda yalnız değilim. Sabahları fırından yeni çıkmış, çıtır çıtır ve sıcacık ekmeğin yerini ne tutabilir pek bilmiyorum hala. Şimdilerde Londra’da kahvaltı alışkanlığım […]

The Red Notebook, kitap kulübümün gerçekten çok ağır kitaplardan sonra seçtiği, hafif mi hafif, hayli sevimli bir kitap oldu. Antoine Laurain’i ne yazık ki daha önce hiç duymamıştım ancak yazar ülkesi Fransa’da ve çevrildiği ülkelerde belirli bir popülariteye sahip. Dilimize de […]