Sahipler A. S. Byatt’ın Bülbülün Gözündeki Cin ve Matisse Öyküleri‘nden sonra okuduğum üçüncü romanı oldu ve kesinlikle sonuncusu da olmayacak. 7oo küsür sayfalık bu romandan sonra açıkça belirtmem gerekir ki Byatt inanılmaz bir yazar. Bundan sonra da yazarın yazdığı her […]

Tango’dan Taliban’a Aydın Engin’in Ben Frankfurt’ta Şoförken adlı kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı oldu. Tahmin edebileceğiniz gibi bu kitabından sonra Aydın Engin’i kat kat daha çok sevdim. Arjantin’de başlayıp Afganistan’da sonlanan bu gezi yazıları kitabında Aydın Engin, yaşadıklarını çok hoş […]

Bedende Yazılı, Jeanette Winterson’ın okuduğum ilk kitabı olsa da, yıllar yıllar önce üniversitede öğrencisiyle yasak bir ilişki yaşayan öğretmenimiz bize yazarın başka bir kitabını okutmaya çalışmıştı. Çalışmıştı diyorum çünkü kitapla kendisi dışında kimse ilgilenmeyince projeyi rafa kaldırmıştı. Mezun olduktan sonra […]

A Gentleman in Moscow kitap kulübümün bu ayki seçimi oldu. Bu ayın ülkesi Amerika olduğundan kitabı seçecek olan üye The New York Times’a bir göz atmış ve bu kitabın aldığı iyi yorumları görünce de bu kitapta karar kılmış. Amor Towles […]

Renoir, Fransız ressam Pierre-Auguste Renoir’in hayatından kısa bir kesit sunuyor. İzlenimciliğin gelişiminde öncülük eden ressamlardan biri olan ressam, güzelliğe ve kadınsal duygusallığa düşkündü ki bunu çalışmalarında da görmek mümkün. Bu filmde de artık yaşlanmış, hasta ve ölüme yakın ressamın son modeli […]

The Good Place, hasta olup da evden çıkamadığım ve kitap bile okuyamayacak halde olduğum için Netflix’de izleyecek bir şeyler aranırken keşfettiğim ve anında çok sevdiği bir dizi oldu. Hem konusu, hem oyuncuları hem de ince esprileriyle müthiş bir seyirlik diyebilirim. […]

Likör Hikayeleri adlı kitapla, kitabın sahibi sevgili Reyhan Yaman sayesinde pek hoş bir tesadüf ile tanıştım. Yıllardır neredeyse her yazımı Ayvalık’ta geçiriyorum (hatta gelin şu yazılara tekrar bakalım: Rakı, Balık, Ayvalık!, Ayvali, Ayvalık Restoranları) ve sayemde eşim de bir Ayvalık […]